Çin’in Dijital Hapishaneleri: Doğu Türkistan’daki Kamplar

Çin’in Dijital Hapishaneleri: Doğu Türkistan’daki Kamplar


Çin’in 1949 yılından bu yana hakimiyeti altında tuttuğu Doğu Türkistan’ın kırsal kesimlerinde etrafı yüksek duvarlarla çevrili inşaatlar devam etmektedir. Uydu görüntüleri, Doğu Türkistan çöllerinde inşa edilen ve içinde yüz binlerce Uygur Türkü’nün tutulduğu toplama kamplarının son bir yılda tam 3 katı büyüdüğünü ortaya koymaktadır.

Birleşmiş Milletlere (BM) göre 1 milyon civarında Müslüman Uygur Türkü Çin’in “eğitim merkezi” olarak dünyaya lanse ettiği Nazivari toplama kamplarında tutuluyor. Doğu Türkistan ve Çin’in değişik yerlerinde gerçekleşen saldırıların ardından bu eylemlerden Uygurları sorumlu tutan Çin, 2014 yılından itibaren “teröre karşı halk mücadelesi” adı altında yeni bir süreç başlattı. Ancak Uygurlara yönelik kültürel ve dini kısıtlama ile baskılar 2009 yılından itibaren giderek hız kazandığı bilinmektedir.

Doğu Türkistan’da yaşayan erkeklerin sakal bırakması ve kadınların uzun kıyafet giymesi kısıtlanırken, Müslüman halk düğünlerde alkol kullanmaya zorlanmaktadır. Benzer şekilde, “kardeş aile” uygulaması adı altında her eve bir Çinli erkek yerleştirilmektedir. Bölgede Çin’in inşa ettiği kamplarda kalan binlerce sivil ise büyük bir vahşet ile karşı karşıyadır. Doğu Türkistan’da Müslüman Uygurlara dönük baskıcı politikadaki en büyük dönüm noktası ise daha önce Tibet bölgesinde izlediği baskı politikaları ile bilinen Çın Çüenguo’nun (ChenQuanguo) Ağustos 2016’da bu bölgeye atanması oldu.

Çın Çüenguo’nun göreve başlaması ile birlikte bölgedeki baskı rejimi giderek güçlenmiştir. Çin, uzun yıllardan bu yana bölgede izlediği halkı ulusal kimliğinden uzaklaştırma politikasını yeni dönemde sahip olduğu teknoloji ile birleştirerek ileri bir seviyeye taşımıştır. Bölgedeki kamplarda esir olarak tutulan Uygurlar, “eğitim” adı altındaki şiddet ve mankurtlaştırma politikası ile iç içe yaşamak durumunda kalmaktadır.

Doğu Türkistan’da Bulunan Kamp Türleri

Doğu Türkistan’da üç farklı toplama kampı bulunmaktadır:

  • Tutuklama Merkezi (拘留所 jūliú suǒ): Müslüman Uygur Türklerinin tutulduğu karakol nezarethanelerinden oluşmaktadır.
  • Gözetim (Toplama) Merkezi (看守所 kānshǒusuǒ): Bu kamplar bölgede sayıları giderek artmakta olan ve uluslararası verilere göre işkencelerin yapıldığı merkezlerdir. Dünya kamuoyu tutuklama ve gözetim merkezlerinin varlığı ile ilgili çok az bir bilgiye sahiptir.

  • Meslek Edindirme Eğitim Kampı (教育转化培训中心 Jiàoyù zhuǎnhuà péixùn zhōngxīn): Bu merkezler tek çeşit kamptan oluşmamaktadır. Burada tutulan Uygur Türklerine isnat edilen suçlara, suçlanma oranına veya daha önce tutuldukları Tutuklanma Merkezlerinde sergiledikleri uyumlu tutumları ile orantılı olarak belirlenmektedir. Bazı tanıklara göre buradaki merkezler üç, bazı tanıklara göre ise beş farklı dereceye göre belirlenmektedir. Bu merkezlerde tutulan Uygur Türklerinin ulusal kimliklerinden uzaklaşmaları, kendi toplumlarına ve kültürlerine yabancılaşmalarını sağlayan bir eğitim süreci uygulanmaktadır.

Teyit edilemeyen rakamlara göre Doğu Türkistan’da bulunan bu merkezlerin toplam sayısı bin 400 civarındadır. Gözetim Merkezleri, uygulanan baskı ve işkenceler nedeniyle diğer iki kamptan ayrışmaktadır. Yerel halk tarafından “girenler bir daha çıkmaz” diye bilinen gözetim merkezlerinde tutulanlar, burada bulunan bir hâkim ve suçlayıcı avukatında içinde yer aldığı 3 kişilik mahkeme tarafından yargılanmakta ve hapse konulmaktadır. Kesin veriler bulunmamakla birlikte bu kamplarda tutulan sivillerin sayısının milyonları aştığı iddia edilmektedir. Doğu Türkistan’a giden veya götürülen araştırma heyetleri meslek edindirme eğitim kampları olarak bilinen merkezlere götürülürken, birinci ve ikinci kampları görmelerine imkân verilmemektedir. Bunun yanı sıra anne-babasız çocukların kaldığı çocuk kampları, hapishaneler ve hükümlülerin tutulduğu diğer merkezler uluslararası toplumun esas ilgilenmesi gereken merkezlerdir. Bölgede bulunan Nazivari kamplarında da kamplarda tutuklu bulunan Uygur Türklerinin çocukları kalmaktadır. Kamplarda bulunan ve Melek Yuvaları olarak bilinen kreşlerde Çin tarihi ile ilgili eğitimler verilmekte ve Türk örf, adet, din, kültür, medeniyet, dil ve yazısından kopartılarak Çinlileştirilmektedir.

Doğu Türkistan’daki Toplama Kamplarının Yönetim Şekli

Doğu Türkistan’daki toplama kampları “Entegrasyon Kontrol Merkezi (Platformu)” (一体化管理 Yītǐ huà guǎnlǐ) adı verilen ve yerel halk tarafından ‘‘tek merkezden yönetim platformu’’ olarak ifade edilen ve Çin Komünist Partisi Bölgesel Genel Sekreterliğinin bir birimi olarak işlev gören, dijital sistem tarafından yönetilmektedir.

Entegrasyon Kontrol Merkezi (Platformu)

(一体化管理 Yītǐ huà guǎnlǐ)

2014 yılında “vatandaşlık skoru sistemini” uygulamaya koyan Çin hükümeti, bu sistemde depolanan kişisel bilgilere göre, her vatandaşı puanlamaktadır. İlk olarak her bir kişinin bin puanının bulunduğu sistemde, vatandaşlar yaptıkları iş ve eylemler doğrultusunda yeni puanlar kazabilmekte veya puan kaybetmektedir. Çin bu veriler doğrultusunda vatandaşlarını “güvenilir” veya “güvenilmez” kategorisinde değerlendirirken, 2015 yılında ise bu platformun altında “Dijital Mahkeme” olarak değerlendirilen ve kategorize edilen bu vatandaşlara yönelik ek bir değerlendirme sistemi geliştirdiğini duyurdu.

Vatandaşlık skoru sistemindeki bütün bilgilere doğrudan erişebilen bu sistem, buna ek olarak vatandaşların DNA sonuçlarından kan tahlillerine, psikolojik sağlık bilgilerinden, sosyal bilgilerine, en az 10 senelik geçmiş tarihinde bütün yaptıkları ve sosyal davranışlarından birkaç yüz yıllık aile geçmişine kadar bütün bilgileri topluyor. Bu bilgilere doğrultusunda bireyler değerlendirilerek risk haritası oluşturulmaktadır. Bu doğrultuda tutuklanması gerekenler, cezalandırılması gerekenler, kamp veya gözetim merkezine konulması gerekenler veya eğitime (beyin yıkama) tabi tutulması gerekenler belirlenmektedir. 

Daha önce nükleer denemeler dahil birçok projede olduğu gibi bu sistemin test edilmesi için de ilk uygulama merkezlerinden biri Doğu Türkistan oldu. 2017 yılında alınan bir kararla 35 milyon Uygur Türkü bu sistemin ilk kobayları haline getirildi. Çin Komünist Partisi Bölge Genel Sekreterliği’nde yer alan bu ana dijital sistem risk analizi yapmaktadır. Bu çerçevede güncellemeli olarak her ay veya 2 haftada bir il, ilçe ve köylere göre, tutuklama listesi çıkarılmakta ve liste Çin Komünist Partisi İl Genel Sekreterliği’ne gönderilmektedir.

İl Genel Sekreterliği listede bulunan isimlerin tutuklanması için il, ilçe ve köylerde görevli güvenlik güçlerine talimat vermektedir. Bu durum bölgede yaşayan Doğu Türkistanlıların büyük bir korku içerisinde yaşamasına yol açmaktadır. Yerel halk, kendilerinin ne zaman “Dijital Mahkemenin” tutuklama listesine konulacağı endişesi ile hayatlarını sürdürmektedir. Öte taraftan Çin, 2023’e kadar bölgede çizmiş olduğu vatandaş prototipine uygun tek tip halk yaratmayı hedeflemektedir.

Geçmişten bu yana var olan ama günümüzde sayıları giderek artan “Tutuklama Merkezi” ve “Gözetim Merkezi” adı altındaki bu merkezlerin 10-20 bin metrekare büyüklüğünde olduğu, her birinde 20-30 metrekare arasında değişen 500-600 koğuşun bulunduğu ve her koğuşta en az 20 kişinin kaldığı bilinmektedir.

Çin yasalarında “sanık tutuklama merkezlerinde en az 24 saat veya en çok 15 günden fazla tutuklu kalamaz” ilkesi açık bir şekilde belirtilmiş olsa da bu ilke Doğu Türkistan’da kullanılmamaktadır. Nitekim başta Reuters olmak üzere uluslararası medyaya yansıyan haberlere göre tutuklulara yönelik şiddet ve işkence uygulanmakta ve polis istediği ifadeyi vermeye zorlanmaktadır. Tutukluların arasından çok büyük bir kısmı Gözetim Merkezlerine gönderilirken, çok az bir kısmı ise “Meslek Edindirme Eğitim Kamplarına” yerleştirilmektedir.

Gözetim Merkezlerinde tutuklu bulunanlar ise “teröre meyilli olmak, toplumun huzurunu bozmak, teröre destek ve yataklık etmek, terör örgütüne üye olmak veya terör faaliyetinde bulunmak” gibi suçlardan yargılanmaktadır. Yargılama sonucu suçlu bulunanlara 10 yıl ile idam cezası arasında değişen cezalar verilmektedir. Son iki sene içerisinde bu tür suçlamalar nedeniyle yüzbinlerce sivilin tutuklandığı ve Doğu Türkistan’daki hapishanelerde yer kalmadığı gerekçesiyle 500 binden fazla hükümlünün Çin’in iç bölgelerine taşındığı hapishane gardiyanlarının itiraflarına yanışmış ve uluslararası medyada yer almıştır. Ülkede bulunan gözetim merkezlerinde çok sayıda din alimi, akademisyen, aydın, sanatçı, iş adamı ve önde gelen kanaat önderinin şehit olduğu ifade edilmektedir.

Diğer taraftan da Çin’in bölgede sahte Uygur yaratmak için son 10 yıl içerisinde önemli mesafeler kat ettiği ifade edilmektedir. Doğu Türkistan’da tıpkı Uygur Türkleri gibi Uygurca konuşmayı, geleneksel danslarını oynamayı ve şarkılarını söylemeyi bilen 3 milyonu aşkın Çinlinin yaşadığı iddia edilmektedir. Bölgeye giden yabancı ülke heyetleri için organize edilen geleneksel gösteri faaliyetlerinde yer alanların da Uygur geleneksel kıyafeti giyen Çinliler olduğu belirtilmektedir. Geçen sene ABD’de açılan Çin sergisinde Uygur kıyafetleri giymiş Çinlilerin yer aldığı ortaya çıkmış ve bu durum ABD’de yaşayan Uygurlar tarafından protesto edilmiştir.

Doğu Türkistan Meselesi ile İlgili Çözüm Önerileri

Doğu Türkistan’da devam eden Çin baskısı ve uygulamaları karşısında uluslararası toplumun alması gereken bazı önlemler bulunmaktadır. Bu çözüm önerileri acil olarak yapılması gerekenler ve uzun vadede yapılması gerekenler şeklinde iki başlık altında ele alınabilir.

Acil olarak yapılması gerekenler;

  • Çin’in Doğu Türkistan’la ilgili açık bir politika izlemesini sağlamak, gelinen noktada, uyguladığı kapalılık, bilgi vermeme politikalarından vazgeçmeye zorlamak ya da diplomatik kanallarla ikna etmek. Bunun göstergesi olarak, yasaklanan yurt dışı iletişim kanalların açılması, insanların yurt dışındaki akrabaları ile rahat iletişim kurabilmesinin hayata geçirilmesi.
  • Türkiye başta olmak üzere Çin’in medya basın yayın kuruluşların temsilcilikleri bulunan bütün ülkelerin karşılıklı olarak Doğu Türkistan’da medya temsilciliklerin açılması ve serbest haber yapma haklarının sağlanması. İnsan hakları ihlallerinin artık ülkelerin iç meselesi olmaktan çıktığı günümüz dünyasında, Çin’in Doğu Türkistan ile ilgili izlediği kapalı politikalara, insan haklarına saygılı hiçbir ülke ya da kurum kayıtsız kalamaz.
  • Birey ya da gurup olarak yabancı turistleri Doğu Türkistan’a yönlendirmek sureti ile orada yabancıların yoğun bir şekilde bulunmasını sağlamak. Yabancı iş adamlarını yatırıma teşvik etmek.
  • Kampların kapatılması ve özellikle hapse gönderilen hükümlülerin serbest bırakılması yönündeki diplomatik taleplerde ısrar edilmesi.
  • Çin’in bütün bu toplama kamplarının kurulması ve asimilasyon politikasına esas teşkil eden “teröre karşı mücadele” yasasının uluslararası normlara uygun şekilde değiştirilmesini sağlamak. Çin’in Doğu Türkistan’daki uygulamalarının Çin anayasasına nasıl ters düştüğünü ortaya çıkarıp, bilimsel eleştirellerde bulunduğu için müebbet hapis cezasına çarptırılan Prof. Dr. İlham Tohtu’nun Pekin’de başlattığı hukuksal mücadelesi hukukçular tarafından uluslararası hukuk normları çerçevesinde devam ettirilmelidir. Bunun için uluslararası hukukçulardan oluşan bir çalışma gurubu kurulması gerekmektedir.

Uzun vadede uluslararası düzeyde yapılması gerekenler;

  • Çin üzerinde uluslararası baskı oluşturmalı
  • Doğu Türkistan’daki baskı ve hak ihlalleri uluslararası boyutta ele alınmalı.
  • Uluslararası Strateji Kuruluşları ve çözümler üreten merkezler harekete geçirilmeli ve sorun entelektüel boyutlarda da tartışılmalıdır.
  • Uluslararası bir kriz grubunun oluşturulması ve gözetleme grubunun hayata geçirilmesi
  • Çin’in baskısı altında olan Doğu Türkistan’ın BM’deki statüsünün yeniden belirlenmesini sağlamak
  • Doğu Türkistan’a tanınan özerklik haklarının uluslararası standartlara uygun şekilde değiştirilmesi ve uygulanmasının sağlanması

Türkiye uzun vadede neler yapabilir?

Günümüzde Doğu Türkistan meselesi daha çok bazı Doğu Türkistanlı derneklerin gündemde tuttuğu bir konudur. Diasporada bulunan Doğu Türkistanlılarının nüfusunun az olması, eğitimli kadro eksikliği ve maddi imkanların sınırlı olması bu derneklerin faaliyetlerini sınırlı hale getirmektedir. Bu noktada uluslararası toplumun yanı sıra Türkiye gibi ülkelerin ve İslam dünyasının da destek vermesi gerekmektedir. Bu noktada Türkiye’nin atması gereken bazı adımlar bulunmaktadır:

  • Doğu Türkistan’da Türk Konsolosluğu açmak
  • Çin’in Türkiye’de açtığı 6 Konfüçyüs Enstitüsüne karşılık Çin’nin diğer bölgelerinin yanı sıra Doğu Türkistan’da Yunus Emre Enstitüsü açmak.
  • Doğu Türkistan’da son iki senedir uygulanmakta olan Türkiye ürünlerinin üzerindeki satış yasağın kaldırılmasını sağlamak ve Çin’in İstanbul’da Çin mahallesi kurma projesine karşılık Doğu Türkistan’da Türkiye pazarı kurulmasını sağlamak
  • Türkiye’ye sığınan Doğu Türkistanlıların vatandaşlık, barınma, sağlık, çeşitli sosyal hizmetlerden yararlanma, ikamet ve çalışma izni gibi konularda düzenlemeler yapılması
  • Doğu Türkistanlı öğrencilerin eğitimleri için verilen desteğin artırılması. Gerektiğinde Doğu Türkistanlıların Türkiye’ye getirilmesi konusunda kolaylık sağlanması ve Çin’in Doğu Türkistanlılara dönük baskı politikasını önlemeye dönük diplomatik girişimlerini artırması


  • *Bu çalışmada yer alan değerlendirmeler müellifine aittir; ASGAM’ın kurumsal görüşünü yansıtmayabilir.

One thought on “Çin’in Dijital Hapishaneleri: Doğu Türkistan’daki Kamplar”

  1. Emre dedi ki:

    Allah razı olsun bilgiler için
    Ne yapalım abi elimizden ne geliyorki dua ediyoruz rabbim bu zalim çini ayak altında ezdiğimiz günleri nasib etsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir